anasayfa kategoriler idesözlük müze rehberi köşe yazıları sunumlar amacımız bize ulaşın
› Kategoriler  




ANADOLU'DA CAM SANATI

Cam sanatı demek, 1000 derecenin üzerindeki ısılara çıkabilen fırınlarda ergitilip su gibi akıcı olan bir cam hamurunu alıp ustalıkla biçimlendirerek soğutmak demektir. Bu iş ise birkaç dakikayla, bazen saniyelerle sınırlıdır.

Cam ilk günden bu yana maddi değeri yüksek olmayan kum, kireç, soda gibi basit ham maddelerle ve bilinen tekniklerle üretilir. Tarihin her döneminde, bir bölgenin cam ürünleri, o yörenin yönetim, tasarım, ve sanayi gücünü temsil eden birer kimlik ürünü biçimini almış gibidir.

Bir müzenin vitrininde duran herhangi bir cam eser, onun üretildiği dönemi ve bölgeyi adeta bir belge kadar açıklıkla tanımlar.

Camın bir başka özelliği; ilk günden bu güne kadar, hem ucuz ve kullanışlı, hem de en pahalı ve değerli ürünlere kadar, neredeyse sonsuz genişlikteki bir alanda kullanılmış olmasıdır.

Anadolu’da, binlerce yıl boyunca yapılmış olan her cam ürün, cam ustalarının kendilerine göre oluşturduğu ve üstelikte yazılı olmayan binlerce hünerin uç uca eklenmesiyle zenginleştirilmiştir.

İlk cam üretimi, bir tür potada erimiş camın bir metal çubukla bir bal gibi alınıp, akmaması için döndürülerek biçimlendirilmesiyle yapılmıştır. Bu sıcak ve akıcı cam hamuru, ya bu çubuğun ucuna yapıştırılıp, işlenip, soğutularak ya da çubuğun ucunun bir tür iç kalıp gibi hazırlanmasıyla biçimlendirilmiştir. Bu yüzden bu tür ilk cam üretim teknikleri genellikle ‘iç-kalıp’ olarak adlandırılmıştır.

Anadolu’da bu biçimde yapılmış camlar, MÖ 1500-1200 arasında üretilen, son Tunç Çağı uygarlıklarından Huri-Mitanni ve Miken dönemindeki eserlerin ele geçtiği kazılarda bulunmuştur. Anadolu’nun hemen her bölgesindeki arkeolojik kazılarda, o bölgelerin tarihi boyunca, her zaman değişik niteliklerde cam kullanıldığını gösteren çeşitli parçalar bulunur. Ortaya çıkarılan bu ürünler geçmişten bu güne kadar ki gelişimleri de gösterir.


2.yy.da Anadolu cam ustaları, cam kullanıcılarının yeni ihtiyaçları nedeniyle günlük ihtiyacı karşılayan yaratıcı tasarımlara yönelmişlerdir. Cam artık günlük hayatın bir parçasıdır ve işlev herşeyden önemli olmuştur. 4 yy.da hem cam teknolojisi hem de tasarım gelenekleri değişmiştir.

Bugün, dünya cam sanatının temel özellikleri o dönemin tasarımlarında ortaya çıkmaya başlamıştır. Geç Roma ve Bizans döneminde  serbest üfleme, kalıba üfleme ve pres teknikleri yaygın olarak kullanılmış bir çok türde süs eşyası yapılmış, mozaik ve hatta ilk kez düz cam yapma denemeleri de gerçekleştirilmiştir.

Özellikle renkli ve altınla karıştırılmış cam hamurundan elde edilen mozaikler yapıların duvar, kubbe ve tonozlarının kaplanmasında kullanılmıştır.

Bu dönemin başka bir teknik özelliği ise cam yüzeylerin üzerine cam boyalarının sıvılaştırılarak sürülmesi, pişirilmesi ve yüzeylerin aşındırılarak işlenmesidir.

Böylece Anadolu’da günlük işlevine uygun şişe, bardak, kase, sürahi, vazo, boncuk, süs eşyası,  tıbbi amaçlı ürünler, yağ lambaları ve şamdanlar üretilmeye başlanmıştır.

Bu dönemdeki parfüm şişeleri ‘kadınsı’ ürün düşüncesinin ilk yaygın uygulamalarıdır. Anadolu’daki erken ve orta Bizans döneminin önemli cam örnekleri Sart’ta bulunmuştur. Ayrıca dini binalarda düz cam kullanılmaya başlanmıştır.

13. yy. Selçuklu döneminde Anadolu’da çeşitli cam kaplarla önemli mimari yapıların alçı pencerelerinde kullandıkları düz cam levhalar üretilmiştir.
Bu dönemde düz cam üretimi dökme ve üfleme yöntemleriyle yapılmaktaydı ve ancak bir alçı çerçeve içinde birleştirilerek yapılarda kullanılabiliyordu.
Bu işçilik selçuklular döneminde çok geliştirilmiştir. Dönemin cam kandilleri teknik koşullar dikkate alındığında olağanüstü işçilikle yapıldığı ve bu geleneksel biçimlerin uzun yıllar boyunca sürdürüldüğü görülür.

Osmanlı döneminde devlete ait mimari yapıların kalın ve sağlam duvarları büyük mekanları örtmekteydi. Cam ustaları ise, tam tersi, bu duvarları delip en renkli ışıkları içeri almaya uğraşmışlardır. Bu uğraş 500 yıl önce Osmanlı cam sanayiini, sanatını ve sonuçta tepedeki ışığı yaratmıştır.

Bu dönemin ilk ve en önemli eseri Suleymaniye Camii dir. Belgeler, bu binanın içindeki şaşırtıcı nitelikte cam işlerinde 1417 kişinin çalıştığını gösterir.(1) Suleymaniye Camii’ndeki eserleri yapan cam ustaları, daha sonra cam sanatı ve mimarisini bütün Anadolu’da yaygınlaştırma bakımından bir dönüm noktasına ulaştırmıştır.

16. yy.da geleneksel camcılığın saray tarafından desteklenmiş ve denetlenmiş, fırınlar için gerekli odun bile hükümet tarafından sağlanmıştır. Sarayda cam ustaları en üst düzeydeki sanatçılar arasında olup, ‘Camgeran’ olarak isimlendirilmişlerdir.(2)

17. yy.da hem Avrupa hem de Osmanlı camcılığı değişim sürecine girmiştir. İlk kez kömür enerjisiyle çok yüksek ısılarda eritilen cam hamurunun silindirlerle ezilmesiyle ilk düz cam üretimi başlanmıştır. III.Selim zamanında üretime başlayan ‘Beykoz camcılığı’ büyük bir geleneğin öncüsü olmuştur.

Beykoz Camları, geleneğin tasarımları ve amaçları bakımından iki ayrı ürün grubu vardır.
Biri, Topkapı Sarayı ve sanatçılarının geleneği olan ürünlerdir, büyük bir tasarım mirasının varlığını yansıtırlar.
Diğer grup, sanayi devriminin yeni simgeleri ve ürünleri olarak Osmanlı yaşamındaki üst düzey ortamı simgeler .

Beykoz’un eserleri teknik olarak yenilenmiş ama tasarım olarak geleneğin sürekliliği içinde geliştirilmiştir. Yaygın olarak saydam ve renksiz cam kulllanılmıştır, hamuru renkli olanlar saydamlarda olduğu gibi, üretimin tamamlanmasından sonra çeşitli boyama, mine ve yaldız gibi pekçok dekor işlemiyle zenginleştirilmiştir.
Ayrıca cam gövdeleri üzerine çeşitli derinlik ve inceliklerde soğuk kesme işlemi uygulanmıştır. 

Beykoz işlerini Avrupa ürünlerinden ayıran özellikler; Beykozların arkasından ışık tutulunca kırmızı renkte yansıma olmaktadır. Bunun Beykoz camları içerisinde bulunan kumun özelliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Diğer özellikler ise kesme öbeği veya çukuru denen izlerin olması, kulp ve ayakların yapıştırılma şekillerinin farklı olmasıdır.

Beykoz camları belirli geleneksel renklerde üretilmiştir ama mavi renkler daha yaygın kullanılmıştır. III.Selim döneminde Beykoz’da kurulan ve sonra sönükleşen cam atölyeleri ‘Çini ve Billur Fabrika-i Hümayun’ adıyla yeni bir fabrikaya dönüştürülmüştür. Bu yeni fabrika bugün müzelerin en önemli eserleri arasında bulunan Beykoz camlarını yaratmaya devam ederek, uluslararası sanayi sergilerinde ödüller almıştır. (3)

1880’lerde cam sanayiinde aydınlatma tekniklerine ilişkin önemli gelişmelerin yaşandığı yıllardır ve bu dönemde, Paşabahçe’de Modiano Cam Fabrikası kurulmuş,1922 e kadar üretimini sürdürmüştür.

1900 lerde Anadolu’daki üretimin sürdüren camcılar ise, basit el aletleri, basit kesme takımları ve teknikleri uygulayarak, kendi ölçeklerinde cam üretim ve tasarım sürecini devam ettirmişlerdir.

1930 larda ülkede başlayan büyük miktardaki cam ihtiyacını karşılayacak cam fabrikası olmadığı için, 1935 de, tarihi camcılık bölgesi olan Paşabahçe’de yeni bir şişe ve cam fabrikası kurulmuştur.

Bu kuruluş, Boğaziçi’nde yaratılan geleneğin süreklilik ve sorumluluğunu yaşatan İstanbul camcılığının son merkezi olma özelliğini taşır.


Anadolu camcılığının gelişimi hk. detaylı bilgi için bkz.




    Kapat
 

Kaynak; Önder Küçükerman,Türkiyenin Kültür Mirası 100 Cam, NTV Yayınları,2008
    Önder Küçükerman,
Cam Sanatı ve Geleneksel Türk Camcılığından Örnekler/The Art of Glass and Traditional Turkish Glassware,T.İş Bankası, Ank.1985
    Önder Küçükerman,
Cam Sanatı ve Akdenizin 3000 Yıllık Camcı Kardeşleri, Yapı Kredi Yayınları,S.93-3,İst.1993Önder Küçükerman-İhsan Yücel,Milli Saraylardaki Cam Eserlerin 19. yy.daTür Cam Sanayiinin Gelişimine Etkileri,TBMM Milli Saraylar,İst.1993
    Önder Küçükerman,
Cam ve Çağdaş Tasarım İçindeki Yeri,Şişe Cam Yayını,Y.19 S.105, İst.1979
    Adnan Berkay,
Cumhuriyet Devrinde Türk Camcılığı,     
    Semavi Eyice,
Bizans’ta ve Osmanlı Devri Türk Sanatında Aydınlatmada Cam, I.Uluslararası Anadolu Cam Sanatı Semp.,T.Şişe ve Cam Fabrikaları A.Şyayını,İst.1990 
    Üzlifat Canav, Türkiye Şişe ve Cam Eserler Kolleksiyonu,TŞCF yayını, İst.1985

(1)  Ö.Lütfi Barkan, Süleymaniye Cami ve İmareti İnşaatı, Türk Tarih Kurumu,VI seri, Ank.1972(?)

(2)  Önder Küçükerman, Ehl-i Hıref, Topkapı Sarayındaki Ustalar II, İst 1994

(3) Fuat Bayramoğlu, Türk Cam Sanatı ve Beykoz İşleri, T.İş.Bankası, İst.197
      Önder Küçükerman,
200 Yıllık Boğaziçi Camcılık Mirası İçinde Beykoz camları, T.Şişe ve Cam Fabrikaları A.Şyayını, İst.2002
      Nurhan Atasoy,
Belgelerde Osmanlı Camı, I.Uluslararası Anadolu Cam Sanatı Semp.,T.Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş yayını,İst.1990

 

 
     
 
 
› İlgili kategoriye ait ürünler
İlgili kategoriye ait herhangi bir ürün bulunmamaktadır.

› Bunları biliyor musunuz?
Birsen Malkoç
Tüm hakları saklıdır. © 2017 idesanat.com
Önemli Bilgiler
1. İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız, lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın, ilginize teşekkür ederiz.
2. Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.