anasayfa kategoriler idesözlük müze rehberi köşe yazıları sunumlar amacımız bize ulaşın
Köşe yazıları
Dr.Mehmet Yardımcı
Geleneksel Kültürümüzde Taş

Sözlüklerde, "Yeryüzünün sertleşmiş ve katılaşmış tabakalarında bulunan maden, tuz ve oksitlere göre değişik renkte ve değişik bileşimdeki çok sert cisim." olarak tanımlanan taşa, taş deyip geçmemek gerekir.
Hayatın ve tarihin bütün macerası taşların gizil sırrında saklıdır. Altay Türklerinin Yaratılış Efsanelerinde, uçsuz bucaksız evrende uçan Ülgen, denizden çıkan taşa oturunca rahatlar ve:
"Denizden çıkan taş fırladı çıktı yüze,
Hemence taşı tuttu, bindi taşın üstüne!
Artık Ülgen memnundu, rahatı bulmuş idi
Üzerinde duracak bir yeri olmuş idi."[1]
biçimindeki mitolojik anlatıda görüldüğü gibi taş, mitolojide yeryüzü, insanlar, bitkiler ve hayvanlar yaratılmadan önemli bir işlev üstlenmiştir.
Tanrı suda boğulmak üzere olan ve kendisinden yardım isteyen kişiyi kurtarmak için 'Sağlam bir taş olsun' der ve suyun dibinden bir taş çıkartır. Mitolojide taş kurtarıcı, üzerinde durulabilen bir korunak anlamındadır.

Dünya durdukça duran taşlar, en kalıcı belgelerdir. Çünkü taşlar biçimlendirilerek oluşturulan eserler ve insan eli ile üzerine işlenen izler, tarihe ışık tutan geçmişten geleceğe uzanan sağlam köprülerdir.
Anadolu'nun çeşitli kültürlerindeki taşla ilgili inançlar incelendiğinde tarih öncesi devirlerde  taşın önemli bir yeri vardır. Sümer, Akad, Babil gibi kültürlerde yer alan ve önemli işlevler üstlenen taş, Anadolu'da Hititlerde ve daha sonraki kültürlerde hep vardır.
Hititlerde kutsallığına inanılan Havaşi taşı, Anadolu'da Havaş – Taşları adı verilen taşlar fetiş anlamında kullanılmıştır. Friglerde görülen Ana Tanrıça Kybele'nin de başlangıçta bir meteor taşıyla ilgisi olduğu bilinmektedir.
Türk kültürünün ana belgelerinden Orhun Yazıtları'nda taş aracılığıyla, tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin ilk önemli belgelerine ulaştığımız gerçeği bunlardan ilk akla gelenlerdir.

İyi talih ve saadet getiren dağ anlamındaki Kutlug Dağ Uygurlara güç ve bereket verir. Uygur hakanlarından Yü-lun Tigin, Çin sarayından bir kızla evlenmek için Kutlug Dağı'nın taşlarını Çinlilere verince düzen bozulur. Kuşlar, hayvanlar tuhaf tuhaf bağrışır, kağanlar peş peşe ölür, kıtlıklar, kıranlar başlar. Uygurlar göç etmek zorunda kalırlar. Tarihimizdeki bu göç anlatısı kayanın kutsallığını dile getirmesi açısından önemlidir. Buradan hareketle taşların da bir ruhu olduğuna inanılır.

Yer yüzünde gözle görülen her şey bir sebeple yaratılmıştır. Taşlar da bu halkanın en önemli araçlarıdır. Milyonlarca yıldır mağmanın çekirdeğinden hareket halindeki lav seli olarak yukarıya çıkması, çatlaklarda toplanıp oluşması ve bu arada gördüğü basınç ve içinde bulunan mineraller sayesinde kazanmış olduğu bir enerji vardır.
Taşlardaki bu canlılığa ve gizil güce inancın bir uzantısı olarak Yakutlarda yad, yada, sata, Kıpçak grubuna bağlı lehçelerde cay, cama, Kırgızlarda joytaş, Oğuz şivesinde ve tüm Anadolu'da yada taşı dediğimiz bir taşın yağmur yağdırma gücüne sahip olduğuna inanılır. Yağmur taşı konusunda Ortaçağ İslam kaynakları da dahil olmak üzere birçok eski metinde, taşın canlılığı ve gücü ile ilgili bir anlatıya da Divanü Lügati't Türk'te rastlanmaktadır. Burada; "Saydam, pürüzsüz ve beyaz bir taş, mühür yüzüğüne takılır (yada taşı), bu kişiye şimşek değmez, çünkü bu taşın doğasında insanı şimşekten koruma vardır. Aynı zamanda bu taş, beze sarılıp ateşe atıldığında yanmaz, hatta kendisi ile birlikte bezin de yanmamasını sağlar. Bu sınanmıştır. Bir adam susamışsa bu taşı ağzına koyar ve susuzluğu geçer."[2] ifadesi yer almaktadır.

Çevrelerine belirli tesirler yaydıklarına ve canlı organizmalar üzerinde önemli etkilerde bulunduklarına inanılan bazı taşlara eski uygarlıkların kültürlerinde tılsımlı taşlar adı verilmiştir. Sihirli asalarla ilgili inanç da bu konuyla ilgilidir. Bu asalar birtakım enerjileri çeken, toplayan, dönüştüren taştan yapılmış bir alet konumundadır. Önce Atlantis'te sonra da Mısır'daki inisiyelerin ellerinde görülen bu sihirli asalardan birinin en son Musa Peygamber'de görüldüğü üzerine çeşitli anlatılar bulunmaktadır.

Türk kültüründe kartal, aslan ve kaplumbağanın çok önemli yeri vardır. Bu hayvanların işlevleri nedeniyle önemsendiği için taştan heykelleri yapılıp önemli yerlerde kullanılmıştır. Sabrın, uzun ömrün simgesi kaplumbağa Orhun yazıtlarının temel taşı biçiminde yer alırken, gücün ve azametin simgesi Aslan taş heykeller biçiminde saray kapılarında, Orhun Yazıtları'na giden yolun iki tarafında, oradan esinlenerek de günümüzde Aslanlı Yol adı ile Atatürk'ün anıt kabrinde ve kimi önemli devlet konutlarında kullanılmıştır.
Türk kültüründe önemli bir yere sahip kartal Hun İmparatorluğu'nda Gök Tanrı sayılmış, Dede Korkut'ta da kuşların sultanı olarak yorumlanıp Tanrı'ya yakın uçucu kuş diye tanımlanmıştır. Kayalık yerlerde yuva kuran kartal çeşitli özellikleriyle türkü, mâni, tekerleme ve şiirlerimizde kendine özgü yerini almıştır.
Gücün, kararlılığın, çevikliğin, koruyuculuğun ve hareketliliğin simgesi olarak görülmesi nedeniyle pek çok kişi ve kurumların amblemi olarak simgelenmiştir.

İsa'nın, Zeus'un, Sezar ve Napolyon'un amblemleri kartaldır.
Nemrut dağındaki Antiokos'un mezarı ölüyü kötü ruhlardan korumak amacıyla kartal ve aslan heykelleriyle çevrilmiştir.
Kartal burada Zeus'un olduğu kadar, Anadolu uygarlığının da bir amblemi olarak simgelenmiştir.

Buğday ve ekmeğin macerası taş ile başlar. Yiyeceklerimizin bir bölümü, soframıza gelene kadar, ya değirmen taşında, ya el değirmeninde, ya saten taşında, ya soku içinde bazı işlemlere taş aracılığı ile uğrar.

Taş, sıcak yuvamızda duvar olurken, damımızın üzerindeki toprağı sertleştirmek için silindir biçimindeki loğ taşı adı ile önemli bir görev yüklenir. Yine sosyal yaşamımız içinde; ark taşı (oluk), kuyu taşı (Kuyu ağızlarına tolanın sığacağı büyüklükteki yayvan taş), suluk, çeşmelerde yalak taşı, düven altında çakmak taşı, dibek taşı (Siyah taştan oyularak yapılan dibek), merdivenlerin ilk basamağı olarak yapılan ayak taşı, binek taşı, fırın taşı, dilek taşı, siğil taşı, hamamlarda göbek taşı, camilerde musalla taşı ve mezarlıkta mezar taşı bir çırpıda sayabileceklerimizdendir. Geleneksel kültürümüzde taş, hep ön planda yer almıştır. Binaların temel taşından başlamak üzere akla gelen her yerde önemli bir işlevle karşımıza çıkmıştır.
Taş, sosyal yaşamımızı ve geleneksel kültürümüze o denli yer etmiştir ki; beddualarımızda;
• Başına taş düşe
• Sidikliğine taş dursun
gibi ilenmelerin yanı sıra analarımızın her birini bir amaç için söylediği:
• Taş düştüğü yerde ağırdır
• Taşıma su ile değirmen dönmez
• Taş ol da baş yar
• Taş taş üstünde olur, ev ev üstünde olmaz
• Taş yerinde ağırdır
• Taş atana ekmek at
• Taş çömleğe çarparsa vay çömleğin haline; Çömlek taşa çarparsa yine vay çömleğin haline
biçimindeki özgün atasözlerimizle;
• Taşa tutmak
• Taş taş üstünde bırakmamak
• Taş yürekli
gibi deyimler sadece birkaç örneğidir.

Takı olarak kullanılan taşların altında mutlaka bir şifa unsuru göze çarpmaktadır.
Hıdrellezde taş taş üstüne koyarak ev maketi yapanın yakın zamanda ev sahibi olacağına inanılır.

Sözümü taşlarla ilgili bir şiirimle bitirmek isterim:
Çakıl taşı
Ben bir çakıl taşıydım dere ağzında
Binlerce yılı görmüş geçirmiş
Sel sularında yıkanmış yüzü
Yazın güneş
Kışın kar altında
Eriyip akmış

Nice taşlar yakın komşumdu
Yan yana yamaçta
Karda yağmurda benim gibi aşınan
Kimi gerdanlık olan boyunlarda
Kimi
İnce parmaklarda pırlanta adına duran

Seyirine doyamazdım
Kayalar arasından göz kırpan firuzenin
Mavi mavi bakışının

Dağ köylerinde
Nazara karşı iyi gelir deyip
Çocukların omuzuna dikilen
O güzel mavi taşın
Seyirine doyamazdım

Donuk kırmızısı içinde akik
Bir sevda taşı idi sanki
Çobanların
Kavalına üflediği
Yanık bir türkü gibi

Rahatlık ve huzur veren kehribar
Sarı rengiyle
Tatlı bir uyku getirirdi
Hepimize

Altın renkli topaz
Caka satardı
Mavi renklisine

Hep peşinden koşulan zümrüt
Doğayla bütünleşmiş yeşili içinde
En çok beni sever insanlar derdi
Doğru da söylerdi hani

Temizliğin ve güzelliğin sembolü
Gelin gibi beyaz sedef
Taşların arasında belirince
Bir saygı uyandırırdı sessizce

Oltu taşı kara kara parıldar
En çok beni kullanır insanlar derdi
Tespihinden
Ağızlığına kadar

Beyoğlu taşı kahkahalar atardı övünerek
Benimle aldatırlar insanları
Çoğu kıymetli taş diye satarlar
Hepinizin rengine boyayıp
İnandırırlar

Her türlü ağrıyı kesen bakır taşı
Sertliğiyle bilinen granit
Mermer
Necef
Opal
Lal
Her biri bir işe yaradı da
Çimentosu çalınmış sıva içine
İnşaat harcı olmak düştü bana

Nice taşlar mücevher kutusunda
El bebek gül bebek
Ben teras katında dökük bir sıva
Düştü düşecek

Kaynakça
• Muharrem Kaya, Mitolojiden Efsaneye, Bağlam Yay. İst. 2007
• Zühre İndirkaş, Türk Mitosları ve Anadolu Efsanelerinin İzsürümü, İmge Kit. Yay. İst. 2007
• Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, TTK Yay. Ank. 1971
• Yaşar Çoruhlu, Türk Mitolojisinin Ana Hatları, Kabalcı Yay. İst. 2000
• Prof. Dr. Hikmet Tanyu, Türklerde Taşlarla İlgili İnançlar, Kültür Bak. Yay. Ank. 1987
• Nilgün Sözer, Taşların Gizli Gücü, Sınır Ötesi Yay. İst. 2007
• Mehmet Yardımcı, Türk Halk Edebiyatında Nesir, Ürün Yay. Ank. 2004
Notlar
[1] Bahattin Ögel, Türk Mitolojisi, Ankara, 1971, s. 433
[2] Divanü Lügati't Türk, s. 71

http://www.mehmetyardimci.com/

› Köşe yazıları
TC Kültür ve Turizm Bakanlığı / Ministry of Culture and Tourism
UNESCO'nun Türkiye'deki ''Dünya Miras Alanları'' Listesi
Sayit Hidayetoğlu
Assos (Behramkale) ve Filozofları
Kutlay Doğan
Müzecilik
Türkiye Seramik Federasyonu
Türk Seramikleri
Muhittin Serin
ABD'deki Bazı Kütüphanelerde Bulunan İslam El Yazma Eserleri
Aktüel Arkeoloji Dergisi
Osman Hamdi Bey
Prof. Önder Küçükerman
'Beykoz' Camları Kimliği
Nalan Yılmaz
Tasarım Sanat mıdır?
Doç.Dr.Rüstem Aslan
Mitoloji ile Arkeolojinin Buluştuğu Yer - TROY
Prof. İsmail Öztürk
Etnografya Müzeleri
Prof. İsmail Öztürk
Koruma Kültürü
Doç Dr Sabri Çakır
Folklor ve Etnografya Kavramları
Prof. İsmail Öztürk
El Sanatı (Zanaatı) Ve Sanat Kavramları I
Prof.İsmail Öztürk
EI Sanatı (Zanaatı) Kavramı Üzerine II
Prof. İsmail Öztürk
El Sanatlarının Günümüzdeki Sorunları Ve Öneriler
Dr.Mehmet Yardımcı
Geleneksel Kültürümüzde Taş
Birsen Malkoç
Tüm hakları saklıdır. © 2017 idesanat.com
Önemli Bilgiler
1. İçeriğimizi başka bir sitede paylaşıyorsanız, lütfen kaynak belirtmeyi unutmayın, ilginize teşekkür ederiz.
2. Sitemizde bulunan bir içeriğin telif haklarına veya yasalara aykırı olduğunu düşünüyorsanız lütfen bize bildirin.